Masal Selis Ruhan

Tek Şey

10 yıl önce | okunma

Evvel zaman içinde, tıbbın bilimin fennin izninde, cerrahlar uzman iken, uçan kuşlar metalden büyük uçaklar iken, ben bazalı yatağımdan msn’de Kenya’daki bir kızla tıngır mıngır sohbet eder iken , ‘’Bir varmış bir yokmuş’’ diye başlayan masalı rock grubundan ‘’Prensesin uykusu’’ şarkısı şeklinde dinlerken, kızıl saçlı ninem motosikletiyle çıkagelmiş kuaföründen…
Neymiş efendim saçını boya tutmuyormuş. Kızıl boyuyor, boya bir hafta sonra akıp gidiyormuş. Sadece ninemin değil tüm kadınların ortak derdiydi bu durum. Ninem yakınıp duruyordu ‘’Hepsi Krosel Isınma Dede’nin yüzünden ‘’. Gerçekten de öyleydi. Krosel Isınma Dede herkesi tehdit ediyordu. Sularımız azalmış, akan sular da ne saçta boya bırakıyor ne de içiliyordu. Sürekli bizim yaşam şartlarımızı zorlaştıracak şeylerle bizi onun ıstırabından uzak tutmak için uyarıyordu. İklim git gide yaşanmaz olmuş, kışlar oldukça soğuk, yazlarsa oldukça sıcak olmuştu. Çoğu hayvan doğaya uyum sağlayamadığından yaşamını yitirmiş, kıtalar eriyen buzullarla su altında kalmış, çoğu göl ve dere yok olmuştu. Bunlar Krosel Isınma Dede’nin sadece birkaç tanesiydi yapabileceklerinin.

gunes
Her akşam haberlerde, radyoda, her yerde hep uyarıyordu ‘’Benden korkun’’diyordu. Ama kimse o kadar işarete uyarıya rağmen onu ciddiye almıyordu. Derken git gide yaşanmaz olan dünyada artık ne doğru nefes alınır ne de sokağa çıkılabilir olundu. Bunun üzerine yeryüzünün tüm katmanları, tüm elementleri, gök, güneş, yağmur, toprak, ateş, su, hava, doğa, taş… Ve daha çoğu toplandılar eriyen buzulların altında kalan bir kıtada. ‘’Bu böyle gitmez ‘’dediler. Güneş ‘’Açmaya utanır oldum, beni gören beddua ediyor, ışınlarım insanlara zarar veriyor.’’ Su ‘’Yetmez oldum kendime bile, benim dahi damarlarıma su gitmiyor.’’ Buzul ‘’Utanıyorum kendimden o heybetli gövdem eriyip gidiyor mum gibi.’’ Yağmur ‘’ Eskiden yağdığımda toprak, bitki, insan dua ederdi, şimdi de öyle ama bir türlü yağmama son veremediğimden elde ne var ne yok sele karıştırıp götürdüğüm, asitle gökten düştüğümden düşman oldum tüm sevenlerim için’’ diye tek tek birbirlerine düşüncelerini söylediler.

manzara
En sonunda Krosel Isınma Dede’ye haber iletti rüzgârlar.’’Ne yapalım ki biz yeniden dünyamızda yaşayabilelim, bu değişen dünyada ölüyoruz göz göre göre… ‘’ dediler.
Tüm heybetiyle göğü kaplayan Krosel Isınma Dede ‘’Tek bir şey ‘’dedi.’’Sizden tüm isteğim yalnızca tek bir şey’’ dedi. ‘’Ne’’ diye heyecanla sordular. Ne olabilirdi her şeye son verecek bizden isteyebileceği o tek şey diye geçirdiler içlerinden.

cennet

‘’Şükredin’’ dedi. Ben sadece bir gün sizin için olan her şeyin size düşman olabileceğini de göstermekle görevlendirildim. Hayat kaynağınız suyu gün gelir ne içebilir ne de kullanabilirsiniz. Sizin için doğaya can veren, içinizde D vitaminine dönüşen güneş, gün gelir canınızı yakar, ona bakamaz olursunuz. Bereket diye umutla beklenen yağmur ekin vereceği yere sele katar götürür varı yoğu. Serinlemek için yüzdüğün göller üzerine basamadığın çöller olur. Kıymet bilmeyince en değerlin en değerli düşmanın olur. Ne olur ben sadece size olabilecekleri göstermek istedim. Bu daha hiçbir şey.

doga
Yağan yağmura, açan güneşe, içtiğin suya, aldığın nefese şükret yeter ki bil onlar senin için var sen onlar için. Ve unutma dost gün gelir düşman, düşman da gün gelir dost olur. Hayat bir oyundur. Parçaların kıymetini bilmezsen oyun ya bitmez ya zehir olur. Dedim ya tek isteğim ‘’Şükredin’’.
Bu sözlerden sonra akılları başların gelen yeryüzünün tüm elementleri, taşları, yer, gök, su, toprak, doğa ve insanları anladılar ki yaşıyorsak şükretmeliyiz.
O günden sonra her şey yine eski düzenine döndü. Güneş de mutluydu, toprak da. Sular içiliyor, insanlar yüzüyor, yağmur sonrası toprak ekiliyor, doğa ve insan uyum içinde yaşıyordu. Bunun için yaptıkları tek şey şükretmekti. Çünkü biliyorlardı Krosel dede hala o eski kro dedeydi. Bir kez şükretmediklerinde yine tehdit edecekti onları.
Aslında o da mutluydu sonunda yaşamı yaşamayı öğrenmişti herkes. Onca nimet ve yaşanılana karşın tek şey istiyordu en yüce olan ‘’Şükredin’’ diyordu. Sadece bu kadardı. Bir nefeslik bir kelime ömre bedel bir teşekkürdü. Eh onlar ermiş muradına gelin biz şükredelim telli turnalı yaşadığımız şu dünyaya…

doga2

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.